TUHFE-İ SÂMÎ (SÂM MÎRZÂ-İ SAFEVÎ)
biyografik eser
Sâm Mîrzâ, Ebu Nasr Mîrzâ-i Safevî (d. 923/1517- ö. 974/1566-67)

ISBN: 978-9944-237-87-1


Ebû Nasr Sâm Mîrzâ-i Safevî ’nin tertip ettiği Farsça tezkire. Müellifin bu eseri Sâm Mîrzâ Tezkiresi olarak da bilinmektedir. Safevî şehzadesi Sâm Mîrzâ şöhretini 957/1550 veya 968/1560-61 senesinde tamamladığı bu tezkiresi ile elde etmiştir. Adnan Karaismailoğlu’na göre, kaydedilen ikinci tarih verilen bilgi ve açıklamalar ışığında daha doğrudur (1988: 179).

Türk ve Fars şairlerin biyografileri bulunan Tuhfe-i Sâmî, Safevîler dönemi ve öncesinde yaşamış yedi yüz elli kadar şairin hâl tercümesi ve şiirlerinden seçme bazı beyitleri ihtiva etmektedir. Eserde, isimlerine yer verilen şahsiyetler taşıdıkları vasıflar dikkate alınarak kısa veya uzun bir şekilde anlatılmakta ve şiirlerinden en az bir beyit olmak üzere örnekler verilmektedir. Şairlik yönlerini ortaya koymak için misal getirilen şiirlerin çoğunluğunun Farsça olduğunu söylemek mümkündür. Birinci bölümde kaydedilen Sultan Hüseyin Mîrzâ (873-912/1469-1506), Bâbür Şâh (932-936/1526-1530) ve Şeybânî Hân (905-915/1500-1510)’ın; beşinci bölümde de Fuzulî-i Bağdâdî (ö. 963/1556)'nin Türkçe şiirlerinden örnekler verilmektedir. Sadece Türk şairlere ayrılmış olan altıncı bölümde ise Türkçe şiirlerine örnek verilmeyen Türk şairler de vardır.

Türkiye ve İran başta olmak üzere dünya kütüphanelerinde yazmalarına tesadüf edilen bu eserin önemini gün yüzüne çıkaran ilk kişi “Sâm Mîrzâ ve Tezkiresi” başlıklı makaleyi kaleme alan Mehmed Fuad Köprülü’dür (1927: 2-3). Köprülü’nün kaydettiği gibi, mutaassıp bir Şiî olan Safevî şehzadesi özellikle Osmanlı hükümdarları ve Şeybânî hanları hakkında değerlendirmelerde bulunurken tarafgir ifadeler kullanmıştır. Dinî ve siyasî hislerinin etkisiyle kaba ifadeler kullanmış ve tarihî gerçeklerle örtüşmeyen yakıştırmalarda bulunmuştur. Bu nedenle eserin tarihi bir kaynak olarak kullanılması durumunda Sâm Mîrzâ’nın kişisel dini ve siyasi husumetlerinin dikkate alınması ve eserde rivayet edilen hususların diğer tarihi kaynaklarda anlatılanlar ile karşılaştırmalı bir değerlendirmesinin yapılması önem arz etmektedir. Bununla birlikte hicrî onuncu yüzyılın ikinci yarısının ilk çeyreğinde kaleme alınmış olan bu eser Safevîler döneminde İran’a hâkim olan düşünce yapısını ve maneviyatı anlamak ve on altıncı yüzyılda Türk dünyasının içinde bulunduğu durumu idrak etmek gibi birçok konuda oldukça önemli bir kaynaktır. Bu bağlamda hem Türk hem de İran tarihi ve edebiyatına ışık tutan ender eserlerdendir. 

Devletşâh-i Semerkândî (ö. 900/1494-95)'nin Tezkiretu’ş-Şuarâ’sı, Abdurrahmân-i Câmî (ö. 898/1492)’nin Bahâristân’ı ve Alî Şîr Nevâî (ö. 906/1501)’nin Mecâlisü’n-Nefâis’ine bir zeyil olarak kaleme alınan bu tezkire yazılış sebebinin açıklandığı mutantan bir mukaddime ve 7 bölümden oluşmaktadır. Bölümler müellif tarafından “Sahife” olarak adlandırılmıştır.

Birinci sahîfe: Zamanın sultanı Şâh İsmaîl’e, evlatlarına, torunlarına, çağdaş hân ve hükümdarlara; ikinci sahîfe: İleri gelen büyük şahıslara ve âlimlere; üçüncü sahîfe: Şair olmadıkları halde kimi zaman şiir söyleyen kimselere; dördüncü sahîfe: Üstün nitelikleri bulunan vezirlere ve kalem ehli vesaire şahıslara; beşinci sahîfe: Şöhret bulmuş söz ustası şairlere; altıncı sahîfe: Türklere ve Türk asıllı ünlü şairlere; yedinci sahîfe: Halkın alt tabakası arasında yetişmiş diğer şair kimselere tahsis edilmiştir.

Birçok önemli ismi içerisinde barındıran ve hem doğulu hem de batılı günümüz araştırmacılarının ilgisini çeken Tuhfe-i Sâmî kendisinden sonraki tezkire yazarlarına önemli ölçüde kaynaklık etmiştir. Tuhfe-i Sâmî', tek yazma nüshası tashih edilerek Vahîd-i Destgirdî tarafından yayımlanmıştır (1314). Rukneddîn Humâyun Ferruh ayrıntılı bir girişle tenkitli metin şeklinde neşretmiştir (1384). Eserin müellifi ve tezkiresi hakkında ilk araştırma Mehmed Fuad Köprülü tarafından yapılmıştır (1927). Türklere ve Türk asıllı ünlü şairlere ayrılmış olan eserin altıncı bölümü Adnan Karaismailoğlu tarafından hazırlanarak makale olarak yayımlanmıştır (1988). 

Yazarın biyografisi için bk. "Sam Mirze, Ebu Nasr Mirze Safevi", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/sam-mirze-ebu-nasr-mirze-safevi

Eserden Örnekler


MEVLÂNÂ MÎR ÂHÎ

Çağatay Türklerindendir. Sultan Hüseyin Mîrzâ zamanında emirler arasında mühür kullanırdı. Âşık yollu, hafif ve hoş meşrebli idi. Onun güzel beyitleri ünlüdür. Şu birkaç beyit onlardandır;

Farsça Matlâ:

Âhım mademki yok olmaya götürüyor beni

Sevgilinin mahallesinden âh niçin uzaklaştırıyor beni

Farsça Matlâ:

Köhne dünya, halkın gönlünde devamlı bir arzu olarak kalmış

Gel ey sâkî, bu virâne çok kişiden kalmış (Karaismailoğlu 1988: 182-183)


MEVLÂNÂ CEDÎDÎ

Türk mîrzâdelerindendir. Hayatının ilk zamanlarında Türk sultanlarının hizmetinde bulunuyordu. Bu devletin yıkılmasından sonra Şâh İsmâil'in veziri Necm-i Sânî'nin musâhibi oldu. Ondan sonra yüce orduda emirler ve devlet erkânı ile görüşürdü. Son devrelerini Şâh İsmâil'in hizmetinde geçirirken 936/1530 yılında vefât etti. Şakacı ve tatlı sözlü bir adamdı. Arkadaşlık ve şâirlikte akranlarını geride bırakırdı. Onun şu matlâı hatırımda idi. kaydedildi;

Matlâ Beyit:

Cedîdî cânına yüz ming belâlar

Körüng kimler bilen hemrâz olubtur (Karaismailoğlu 1988: 184)


FUZÛLÎ-İ BAĞDÂDÎ

Bağdatlıdır. Bu şehirden ondan daha iyi bir şair çıkmamıştır. İki dilde yani Farsça ve Türkçe şiir söyler. Şiirlerinin çoğu imamların -Allah onların hepsinden razı olsun- menkıbeleridir. Şu kaside matlâı onun şiirlerindendir;

Farsça Matla Beyit:

Gönlü dilberlerden ayırma kararındayım

Yâ Rab böyle zor iş kolay değildir.

Şu Türkçe matlâ da onundur;

Matla Beyit:

Ey musavver yâr timsâline sûret birmedün

Zülf ü yüz çeksen (?) velî tâbu tarâvet birmedün (Karaismailoğlu 1988: 186)

Kaynakça


Ahmed Gülçîn-i Meânî (1348). Târîh-i Tezkirehâ-i Fârsî. C.1, Tahran: İntişârât-i Dânişgâh-i Tahran.

Alışık, Gülhan Seyhan (2009). "Sâm Mirza". İslam Ansiklopedisi. C. 36. İstanbul: TDV Yay., 61.

B., Reinert (1995). “Sâm Mîrzâ”. The Encyclopaedia of Islam. C. VIII. Leiden: The International Union of Academies.1012-1014.

Fahrî-i Herevî (1038). Tezkire-i Ravzatu’s-Selâtîn. Yz. İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi. No. 4097. 

Ferhengî, Sûsen (1380). “Tuhfe-i Sâmî”. Dânişnâme-i Cihân-i İslâm. C. 6. Tahran: Bonyâd-i Dâiretü’l Me‘ârif-i İslâmî. 671.

Hândmîr (1333). Târîh-i Habîbü’s-Siyer. C. 4. Tahran: İntişârât-i Kitâbhâne-i Hayyâm.

İpekten, Haluk (1988). Türk Edebiyatının Kaynaklarından Türkçe Şu’ara Tezkireleri. Erzurum: AÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Yay.

Karaismailoğlu, Adnan (1988). “Türk Edebiyatı Kaynaklarından Tuhfe-i Sâmî ve Altıncı Bölümünün Tercümesi”. Türk Dünyası Araştırmaları. Sayı 57. İstanbul: TDA Vakfı. 178-186.

Köprülü, Mehmed Fuad (1927). “Sâm Mîrzâ ve Tezkiresi”. Hayat Mecmuası. C. 2. Sayı 27. İstanbul: Devlet Matbaası. 2-3.

Sâm Mîrzâ-i Sâfevî (1384). Tezkire-i Tuhfe-i Sâmî. Nşr. Rukneddîn Humâyun Ferruh. Tahran: İntişârât-i Esâtîr.

Terbiyet, Muhammed Alî (1377). Dânişmendân-i Azerbâycân. Nşr. Gulâm Rızâ Tabatabaî-i Mecd. Tahran: İntişârât-i Vezâret-i Ferheng ve İrşâd-i İslâmî.

Yazıcı, Tahsin (1987). "Sâm Mirza". İslam Ansiklopedisi. C. 10. İstanbul: MEB Yay. 139.

Yıldırım, Nimet (2012). Fars Edebiyatında Kaynak Bilim. Erzurum: Fenomen Yay.

Atıf Bilgileri


ÜNAL, SONAY. "TUHFE-İ SÂMÎ (SÂM MÎRZÂ-İ SAFEVÎ)". Türk Edebiyatı Eserler Sözlüğü, http://tees.yesevi.edu.tr/madde-detay/tuhfe-i-sami-sam-mirza-i-safevi. [Erişim Tarihi: 27 Şubat 2026].


Benzer Eserler

# Madde Yazar Madde Yazarı İşlem
1 DÎVÂN (CÂHÎ) Câhî, İbrâhîm Mîrzâ Prof. Dr. Muhsin Macit
Görüntüle
2 HADÎKATÜ'S-SÜ'EDÂ (FUZÛLÎ) Fuzûlî Filiz Kılıç
Görüntüle
3 MENÂKIB (GARİBÎ) Garîbî Prof. Dr. İsrafil Babacan
Görüntüle
4 DÎVÂN (GARÎBÎ) Garîbî Prof. Dr. İsrafil Babacan
Görüntüle
5 DÎVÂN (HATÂYÎ) Hatâyî, Şâh İsmail Prof. Dr. Muhsin Macit
Görüntüle
6 DEH-NÂME (HATÂYÎ) Hatâyî, Şâh İsmail Prof. Dr. Muhsin Macit
Görüntüle
7 NASÎHAT-NÂME (HATÂYÎ) Hatâyî, Şâh İsmail Prof. Dr. Muhsin Macit
Görüntüle
8 DÎVÂN (RAHMETÎ) Rahmetî, Tebrîzî Araş. Gör. Dr. Orhan Baldane
Görüntüle
9 KASÂYİD Ü GAZELİYYÂT-I TÜRKÎ (SÂDIKÎ-İ KİTÂBDÂR) Sâdıkî-i Kitâbdâr Doç. Dr. Emrullah Yakut
Görüntüle
10 ZÜBDETÜ'L-KELÂM (SÂDIKÎ-İ KİTÂBDÂR) Sâdıkî-i Kitâbdâr Doç. Dr. Emrullah Yakut
Görüntüle