- Yazar Biyografisi (TEİS)
Hasan Halvetî - Madde Yazarı: Doç. Dr. SİNAN UYĞUR
- Eser Yazılış Tarihi:1429-1441
- Yazıldığı Saha:Anadolu-Osmanlı
- Edebiyat Alanı:Tekke Edebiyatı
- Dönemi:Başlangıç-15. Yüzyıl
- Dili:Türkçe
- Alfabesi:Arap
- Yapısı:Manzum-Mensur
- Niteliği:Telif
- Türü/Formu:Dinî-Tasavvufî-Ahlaki Eser
- Yayın Tarihi:21/02/2022
SÜLÛKU'L ÂŞIKÎN (HASAN HALVETÎ)
Sülûku'l-ÂşıkînHasan Halvetî (d. ?/1380? - ö. 845/1441)
ISBN: 978-9944-237-87-1
Sülûku'l-Âşıkîn, Hasan Halvetî (d. 1380?- ö. 1441)'nin tasavvufî mesnevisi. Eser, Amasya Bayezit İl Halk Kütüphanesinde 05 Ba 509 numarayla kayıtlı Mecmua’nın içinde 36b-133b sayfaları arasında yer almaktadır. 131a’daki “Kâtibün varıdı kurbı Hakkıla / Meşhûr idi adı Muhammedile” ifadelerinden eserin bizzatihi Hasan Hâce tarafından değil de “Muhammed” isimli birinin de katkılarıyla kaleme alındığı anlaşılmaktadır. Edebiyat, dil ve İslâmî ilimler hususunda birikim sahibi olduğu anlaşılan “Muhammed’in bir kısım eserinin bulunabileceği düşünülse de eldeki bilgilerin azlığı sebebiyle bu hususta bir şey söylemek mümkün gözükmemektedir. Mecmua’nın sonundaki Kıssa-i Mûsâ’daki ketebe kaydında ise Kaya isminde birinin adı geçmektedir. Mecmua’daki diğer üç eserde ketebe kaydının olmayışı bu ismin müellife ait değil de müstensihe ait olduğu fikrini güçlendirmektedir. Muhtemelen Emir Sultan Dergahı müntesibi olan Kaya’nın ne zaman nerede yaşadığı belli değilse de kopya ettiği eserlerden hareketle en erken, Yahya b. Bahşi’nin eserinin telifinden sonra yaşamış olabileceği anlaşılmaktadır. Eserin telif tarihi de belli değildir. Ancak eserde “Adum çün oldı halka şeyh efendi / Ne bilsün beni bu halk eyü sandı” beytinin (Hasan Hâce t.y.a: vr. 65a) yer alması, eserin Hasan Hâce’nin 1429 ile 1441 yılları arasında Emir Sultan Dergâhı'nda postnişin olduğu zaman diliminde kaleme alındığını göstermektedir.
Sülûku'l-Âşıkîn’in konusunu aşk, remz, sır, terbiye, mürebbi, nesfin mertebeleri, kurb, halvet, şeriat, tarikat, marifet, hakikat gibi tasavvuf mevzuları ile seccade, ibrik, rüya, asa, hırka, sarık gibi tarikat adabı oluşturmaktadır. Bu meselelerle Hallac-ı Mansur, İmam Şibli, Hasan-ı Basri, Rabiatü'l-Adeviyye, Feridüddin Attar, Zünnun-ı Mısri, Süfyan-ı Sevri, İbrahim Edhem, Hz. Süleyman, Bayezid-i Bistami, Hz. Ayişe ve Hz. Hadice gibi pek çok kişi bu eserde çeşitli yönleriyle zikredilmiştir. Hasan Hâce’nin Yunus Emre gibi yapmacıklıktan uzak, samimi, coşkulu bir söyleyişi vardır. Sülûku'l-Âşıkîn her ne kadar mesnevi biçiminde yazılmış olsa da onun anlatımı kuru değildir. Canlı betimlemelerle birlikte esere serpiştirilmiş bir kaside ve yirmi kadar gazel okuyucunun dikkatini celbetmektedir. Bir diğer hususiyeti ise anlattığı soyut mevzuları somut olaylarla anlaşılır hâle getirmesidir. Özellikle Sülûku’l-Âşıkîn’deki çeşitli hayvanlar ve eşyaların kahramanı olduğu hikâyelerin döneminin meşhur Harname’sinden aşağı kalır tarafı yoktur. Bahri yumurtalarına bastırılmış tavuğun hikâyesi, terbiye edilmiş bir kedinin hikâyesi, gülile gilin hikâyesi, Mansur’la konuşan bir tarağın hikâyesi bunlardan bazılarıdır. Sülûku'l-Âşıkîn’de genel vezin fâilâtün fâilâtün fâilâtün olsa da yer yer veznin değiştiği görülmektedir. Mesnevide mefâîlün mefâîlün feûlün veznini de kullanan müellif gazellerinde müstefilâtün müstefilâtün müstefilâtün müstefilâtün, fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün, mefâîlün mefâîlün mefâîlün mefâîlün kalıplarını kullanmıştır. Hatta gerek Sülûku'l-Âşıkîn’de gerekse İlâhiyât’ında heceyle yazdığı ilahileri de mevcuttur. Söylemek istediğini söylemek için bütün yolları kullanmayı zarurî gören Hasan Hâce bunda da başarılı olmuştur. Nazım birimi olarak ekseri beyit olsa da iç kafiye ile dörtlük havası veren gazelleri de vardır. Bu bakımdan halkın zevkine de hitap etmektedir. Yazmada bir hayli boş bırakılmış satır mevcuttur. Bu boşluklardan sonra konunun değişmesi, ilgili yerlerin başlıklar için ayrılmış olduğunu göstermektedir. Az sayıda başlık ise kırmızı mürekkeple Farsça veya Arapça yazılmıştır. Muhtemeldir ki bu boşluklarda “kasîde”, “gazel”, “mesnevî”, “ve lehü eyzan” gibi kendinden sonra gelen nazım türü ile ilgili bir başlık veya eserin bölümlerini gösteren “bâb” ve “fasl” isimlerinin ardından konunun Farsça veya Arapça adı yer almaktaydı. Ayrıca satır aralarında yer yer kırmızı mürekkeple okuyucunun dikkatini çekmek ve onları çeşitli şeylerden sakındırmak için “mahzere’l-uşşâk” ifadeleri de yazılmıştır. Bazen bunların yerlerinin boş bırakılıp yazılmadığı da olmaktadır. Eserin dili oldukça sadedir. Süssüz, açık, anlaşılır bir dil kullanmıştır. Ancak yer yer üç dil bilmenin getirdiği bir maharetle Türkçe beyitlerin yanında Arapça ve Farsça mısralar da yerleştirmiştir. Bazı başlıkların da dönemin temayüllerine göre Farsça ve Arapça olduğu görülmektedir. Ancak onun metindeki "Pes iy azîz-i mâ, Şeyh Sadî’nün Fârsîde icmâlini biz Türkîde tafsîl idelüm tâ kim her kişi bunun manâsını duyup andan istimdâd ideler." ifadeleri onun Türkçeyi niçin açık ve anlaşılır kullandığının izahıdır. Görülüyor ki dil onun için büyük kitleleri irşadın en tesirli aracıdır.
Hasan Halvetî’nin Sülûku’l-Âşıkîn’i, Uyğur (2016) tarafından tıpkıbasımı, gramatikal dizini ve dil incelemesiyle birlikte yayımlanmıştır.
Yazarın biyografisi için bk. “Hasan Halvetî”, Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü. http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/hasan-halveti
Eserden Örnekler
Mesnevi
Dinle imdi bir hikâyet nazmile
Aslına asl olan gelsün dile
Halkdur çün aslına bî-asl olan
Delidür bî-asla kurbiyyet kılan
Terbiyyet dahı gerekdür didiler
Aslı ammâ dahı yigrek didiler
Aslıla terbiyyenün fevkı nedür
Dinle zâhirde hikâyet nitedür
Pes yine şeh-zâdei gör kim n'ider
Cân u dilden aklıla tedbîr ider
Fikri sahrâsına taldı bir zamân
Kim derûndan ilm-i gayb ola ayân
Varıdı şâhun katında bir çetük
Nev-cüvânidi dahı degül atîk
Diledi-kim terbiye kıla buna
Sanatıla hikmeti ögrede ana
Gör ki şeh-zâdei ol-dem n'eyledi
Dün ü gün çetügi ta’lîm eyledi
Bir niçe şeb rûz geçdi aradan
Hissile anlatdı ana Yaradan
Çün işâretle oturubaşladı
Her ne-kim buyursa derhâl işledi
Mûm döner oldı bu kez çetük yine
Terbiye kıldı ana döne döne (Uyğur 2016b: 217).
Kaynakça
Hasan Hâce (t.y.). Sülûki’l-Âşıkîn. Amasya Beyazıt İl Halk Kütüphanesi. no: 05 Ba 509/3.
Uyğur, Sinan (2013). Hasan Hâce B. Yûsuf (Rumeli-Yenişehir, 138? – Kudüs, 1441) ve Eserleri. Ekev Akademi Dergisi. Yıl: 17. 57 (Güz 2013): 283-294.
Uyğur, Sinan (2016a). Hasan Halvetî’nin Dîvân-ı İlâhiyât’ı (Giriş-İnceleme-Metin-Dizin-Tıpkıbasım). Erzurum: Fenomen.
Uyğur, Sinan (2016b). Hasan Halvetî’nin Sülûku’l-Âşıkîn’i (Giriş-İnceleme-Metin-Dizin-Tıpkıbasım). Ankara. Altınordu.
Atıf Bilgileri
Benzer Eserler
| # | Madde | Yazar | Madde Yazarı | İşlem | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | MÜZÎLÜ'Ş-ŞÜKÛK (HASAN HALVETÎ) | Hasan Halvetî | Doç. Dr. SİNAN UYĞUR |
Görüntüle | ||
| 2 | İLÂHİYÂT (HASAN HALVETÎ) | Hasan Halvetî | Doç. Dr. SİNAN UYĞUR |
Görüntüle | ||
| 3 | MENÂKIBÜ’L-ÂRİFÎN (EFLÂKÎ) | Eflâkî, Eflâkî Dede, Eflâkî Ahmed Ârifî, Ârifî | Doç. Dr. Mehmet Ünal |
Görüntüle | ||
| 4 | MEVHÛB-I MAHBÛB (ŞEYHOĞLU) | Şeyhoğlu, Baba Yusuf Sivrihisarî | Araş. Gör. Harun ALKAN |
Görüntüle | ||
| 5 | MÜNYETÜ'L-EBRÂR VE GUNYETÜ'L-AHYÂR (ABDURRAHÎM) | Abdurrahîm, Abdurrahîm Karahisârî, Şeyh Abdurrahîm Karahisârî, Abdurrahîmu’l-Karahisârî, Abdurrahîm Sultân, Abdurrahîm Mısırlı-zâde, Mısırlı-zâde, Mısrîoğlu, Mısrî Sultân | Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Taha Orhan |
Görüntüle | ||
| 6 | TABSİRATÜ’L-MÜBTEDİ VE TEZKİRETÜ-İ-MÜNTEHİ (KONEVÎ) | Konevî, Sadreddin | Doç. Dr. Mevlüt Gülmez |
Görüntüle | ||
| 7 | KİTÂBÜ’L-MÜNTEHÂ EL-MÜŞTEHÂ ALE’L-FÜSÛS (AHMED BÎCÂN) | Ahmed-i Bîcân, Ahmed Bîcân, Yazıcıoğlu Ahmed Bîcân, Şeyh Ahmed Bîcân Efendi bin Sâlih Efendi, Ahmed İbnü’l-Kâtib | Dr. Mehmet Bilal Yamak |
Görüntüle | ||
| 8 | RİSÂLE-İ ZİKRULLAH (AKŞEMSEDDİN) | Akşemseddin, Şemseddin Muhammed | Araş. Gör. Harun ALKAN |
Görüntüle | ||
| 9 | MİSBÂHU’L-ÜNS BEYNE’L-MA’KÛL VE’L-MEŞHÛD FÎ-ŞERHİ MİFTÂHİ’L-GAYB (FENÂRÎ) | Fenârî, Mollâ Fenârî, Şemseddîn Muhammed b. Hamza, Şemseddîn Muhammed Efendi | Diğer Edibe Taş |
Görüntüle | ||
| 10 | ŞERH-İ HADİS-İ ERBÂİN (SOMUNCU BABA) | Somuncu Baba | Prof. Dr. Enbiya Yıldırım |
Görüntüle | ||
| 11 | ZİKİR RİSÂLESİ/ KELİME-İ TEVHİD ZİKRİ RİSÂLESİ (SOMUNCU BABA) | Somuncu Baba, Hamîdüddîn-i Aksarâyî | Diğer Tuğba Nurlu Ertürk |
Görüntüle | ||
| 12 | KÂŞİFÜ'L-ESTÂR AN VECHİ'L-ESRÂR (ŞEYH HÂMİD-İ VELÎ) | Şeyh Hâmid-i Velî | Öğretmen TALAT OLGUN |
Görüntüle |