- Yazar Biyografisi (TEİS)
Âşık Paşa-zâde - Madde Yazarı: Prof. Dr. Kemal Yavuz
- Eser Yazılış Tarihi:889/1484-85
- Yazıldığı Saha:Anadolu-Osmanlı
- Edebiyat Alanı:Yazılı Edebiyat / Divan Edebiyatı
- Dönemi:Başlangıç-15. Yüzyıl
- Dili:Türkçe
- Alfabesi:Arap
- Yapısı:Manzum-Mensur
- Niteliği:Telif
- Türü/Formu:Tarih
- Yayın Tarihi:14/01/2022
MENÂKIB U TEVÂRÎH-İ ÂL-İ OSMÂN / ÂŞIKPAŞA-ZÂDE TÂRİHİ ( ÂŞIKPAŞA-ZÂDE)
tarih kitabıÂşık Paşa-zâde (d. 803/1400 civarı - ö. 889/1484-85'dan sonra)
ISBN: 978-9944-237-87-1
Âşık Paşa soyundan gelen, şiirlerinde Âşıkî mahlasını kullanan Dervîş Ahmed’in eseridir. Soy bakımından Âşık Paşa’ya dayandığından Âşık Paşazâde diye anılmış, yazdığı tarih kitabı da aynı isimle yad edilmiştir. Eserin asıl adı Menâkıb u Tevârîh-i Âl-i Osmân olduğu halde asıl ismi bir tarafa bırakılarak, Tevârih-i Âl-i Osmân, Âşık Paşazâde Târihi ve Osmanoğulları’nın Târihi gibi isimlerle yayımlanmıştır. Asıl olarak 170 bölümden meydana gelen eserin bölüm sayısı, eklerle birlikte 183’e çıkar. Ek bölümler, asıl eser yazıldıktan sonra başkaları tarafından ilave edilmiştir. 889/1484-85 yılında yazılan Menâkıb u Tevârîh-i Âl-i Osmân gerçek ve sarsılmaz bir tarih bilinci ile yazılmıştır. Bunda Âşık Paşazâde Dervîş Ahmed’in içinde bulunduğu hayatın da büyük tesiri vardır. Her şeyden önce daha yirmi yaşlarında Sultan Birinci Mehmed Çelebi ordusunda Geyve’de iken misafir kaldığı Yahşı Fakıh’ın evinde Osmanlı tarihini Yıldırım Bâyezîd devrinin sonuna kadar okumuş böylece ilk tarihî bilgilere sahip olmuştur. Bu durum Âşık Paşazâde Târihi için temel olmuştur. Bundan sonraki kısımda devlet adamlarından olan Şeyh Edebalı’nın oğlu Mahmûd Paşa’dan bazı olayları dinlemekle tarih bilgisini genişleten yazar, üçüncü olarak Ankara Savaşına katılan Yıldırım Bâyezîd’in has solaklarından Koca Nâ'ib diye namlı birinden sorup öğrendiklerine de eserinde yer vermiştir. Ayrıca bir tarihçi olarak Âşık Paşazâde, Sultan Birinci Mehmed’den itibaren Fâtih Sultan Mehmed devrine gelinceye kadar İkinci Murâd da dâhil üç padişahın savaşlarına katılmış ve tarihi yapanlarla ortaya çıkan hadiseleri tarihleri ile yazarak, kalem diline vermiştir.
Menâkıb u Tevârih-i Âl-i Osmân, bizzat okuma, dinleme ve yaşayarak görmeye dayanan bir eser olup, yazar okuduklarını, dinlediklerini, görüp yaşadıklarını daha çok bir menkıbe havasında anlatmıştır. Padişahlara yakınlığı sebebi ile özel durumların da anlatılması esere ayrı bir canlılık vermektedir. Bunun yanında, savaşlar bir tarafa, yazarın Timur Han’ın Anadolu’daki beyliklerin beyleri ile görüşmesi, Fatih’in çevresinde bulunan Akşemseddîn, Akbıyık, Şeyh Vefâ gibi manevi zenginliği olan kimselerle ilişkisi, kız görme, gelin alma, evlenme ve sünnet merasimleri, ziyafetler, komşu devlet ve beylerle olan münasebetler, hediyeleşmeler yanında padişahların davranışları eserin canlılığında rol oynayan başka unsurlar olarak görülür. Kadılarla ilgili meseleler, o devir Anadolu beyleri ile ilgili alaycı ve hiciv yönlü hikâye ve benzetmeler eserin üslubuna ayrı bir çekicilik getirmiştir. Bütün bunlar göz önüne alınınca Menâkıb u Tevârîh-i Âl-i Osmân’ın, gerçeklere bağlı, tarihî hikâyelere, anlatı ve hatıralara dayanan bir eser olduğunu belirtmek gerekir.
Âşık Paşazâde Târihi, yazarı bilinen ilk Osmanlı tarihidir. Yazar, dostlardan bir topluluğun ansızın gelip Osman soyunun tarih ve güzel hikâyelerinden söz açmaları ve kendisine sorular sormaları üzerine tarihini anlatmaya veya yazmaya başlamıştır. Eserin başında Osmanlı sülalesinin şeceresi verilmiş ve bu Türk boyunun Anadolu’ya gelmeden önceki maceraları anlatılmıştır. Arkasından Anadolu’ya gelişleri, kaç bölük oldukları, hangilerinin burada kaldığı ve bunların Türk tarihinde oynadıkları roller Süleymân Şâh’tan II. Bâyezîd devrine kadar bütün ayrıntılarıyla anlatılmış ve her bölümün sonunda hadiselerin tarihi de verilmiştir. Eserde dikkat çeken bir başka durum, konulara göre şiirlere yer verilmesidir. Bu durum daha ziyade idarenin değişmesi ve yeni padişahın başa geçmesi üzerine görülür. Benzer durumlar savaş sonrası bahislerde de karşımıza çıkar. Ayrıca eserde rüyaların da büyük bir yeri ve payı vardır.
Menâkıb u Tevârih-i Âl-i Osmân’ın şimdilik on iki nüshası vardır. Bunlar, Tornberg Katalogu'nda 279 numarada gösterilen Uppsala, Murdtman, Prusya Devlet Kütüphanesi’nin Şark Yazmaları kısmında 2448 numarada kayıtlı Berlin nüshası, Dresden Kral Kütüphanesi Şark Yazmaları Katalogu’nda 60 numarada kayıtlı Dresden nüshası, Nikolsburd (Mahren) Şatosu’nda bulunan Prens Ditrichstein Kütüphanesi’ndeki nüsha, Vatikan nüshası, Ezher Camii’ndeki Mısır nüshası, 118 numara ile gösterilen Paris nüshası, İstanbul Arkeoloji Müzeleri Kütüphanesi 478 ve 1504 numaralarda kayıtlı İstanbul nüshaları ile Süleymaniye Kütüphanesi, Yazma Bağışlar, 4954 numarada yer alan nüshalar olarak bilinmektedir. Ahmed Vefik Paşa’nın gördüğü nüsha ise kayıptır. Ayrıca eserin Oxford, Viyana ve Paris’te eksik nüshaları da bulunmaktadır. Bunlarla birlikte eserin bilinen nüsha sayısı on beşe ulaşmaktadır.
Âşık Paşazâde Tarihi’nin yapılan dört neşri vardır. Bunlardan birincisi Ali Bey tarafından yapılmış olup (1332) baskıda Müze-i Hümâyûn adı ile de anılan İstanbul Arkeoloji Müzeleri Kütüphanesi’ndeki 498 numaralı nüsha esas alınmıştır. İkinci olarak Giese karşılaştırılmalı bir çalışma yapmıştır (1929). Her iki yayın da eski harflerle yapılmıştır. Nihal Atsız Çiftçioğlu bu iki yayını karşılaştırarak 1947 yılında üçüncü bir yayın yapmıştır. Bunların dışında Kemal Yavuz ile Yekta Saraç tarafından İstanbul Arkeoloji Müzesi, 1504 numarada kayıtlı nüsha ile Süleymaniye Kütüphanesi, Yazma Bağışlar’da bulunan 4954 numaralı nüshaya dayanılarak Âşık Paşazâde, Osmanoğulları’nın Tarihi adı ile eserin dördüncü bir neşri yapılmıştır. Ayrıca Gökkubbe Yayınları bu neşrin başka baskılarını da gerçekleştirmiştir.
Eserden Örnekler
BÂB 15: Bu bâb Osmân Gâzi’nün kânûnı ahkâmın bildürür.
Çün kim kadı ve sübaşı nasb olındı ve pazar dahı turdı ve hutbe dahı kendü adına okındı, bu kez bu halk kânun isterler. Germiyân’dan bir kişi geldi. Eydür: “bu pazarun bacını bana satun” dir. Bu kavm eyitdiler: “İmdi hana var” didiler. Ol kişi sürdi Osmân Gazi’ye geldi, sözüni söyledi, eyitdi; “Hanum! Bu bâzârun bacını bana sat” didi. Osmân Gâzi eydür: “Bac nedür?” ol kişi eydür: “Bâzâra her ne kim gelse hem andan akça alurın” dir. Osmân Gâzi eydür; “bire kişi senün bu bâzârda gelenlerde alımun mı var kim bunlardan akça istersin?” ol kişi eydür; “Hanum! Bu töredür ve âdetdür. Cemi’ vilayetlerde vardur kim pâdişahlar aldılar” didi. Osmân Gâzi eydür “Tanrı buyrugı ve peygamber kavlı mıdur veya ol begler kendülerinden mi itdiler?” didi. Osmân Gâzi gayetde gazaba geldi, Eydür; “Bire kişi! Kim kazana kendünün mülki olur. Ben mâl anun mâlında ne kodum ki bana akça vir diyem? Bire kişi! Yöri git! Bana bu sözi söyleme kim sana ziyânum değer” didi.
Ve bu halk eyitdiler kim “Hanum! Bu bâzârı bekleyenlere nesne gerek, âdetdür, bir nesnecük vireler” didiler. Osmân Gâzi “Çün kim siz eyle dirsiz, her kişi kim bir yük getüre sata iki akça virsün” didi. “Ve her kişi kim bu kânunumı boza Allah anun dinin ve dünyâsın bozsun” didi. “Ve dahı her kime kim bir timâr virdüm anun elinden sebebsüz almayalar” didi. “Ve hem öldügi vaktın oglına vireler, eger kiçüçük dahı kalursa vireler hıdmetkârları sefer vaktında onun uçun sefere varalar tâ ol oğlan sefere yarayınca. Ve her kim bu kânunı dahı bozarsa Allah andan râzı olmasun. Ve eger benüm neslüme bu kânundan gayrı bir kânun dahı koduracak olurlarsa idenden ve itdürenden Allahu ta'âla râzı olmasun” didi. (Âşık Paşazade 2003: 340-341)
BÂB 169: Haslet-i Pâdişâh-ı Âl-i Osmân
Osmân Gâzi Han’un hasleti her ayda bir kerre ta’âm bişirüp fakîrlere yidürmek ve geyesiler geydürmek idi. Ve tul hatun kişilere sadaka itmek idi.
Haslet-i Orhan Gâzi, atası ayda bişürdügi-çün ol imâretler yapdı kim fakîrler geleler, her gün ta'âm yiyeler. Ve ol imâretlerde mücâvir olup kalana ta’âm eksük itmeyeler. Ve ziyâde mahabbet itdügi dervişlere zâviyeler yapıvirdi. Nitekim Geyüklü Baba üzerinde cum’a mescidi yapdurdı.
Ve oglı Gâzi Hünkâr hasleti, atası gibi ol dahı imâretler yapdı ve ziyâde mahabbet itdügi dervişlere zâviyeler yapıvirdi. Ve her şehirde kim olurdı, cum’a gün cum’adan sonra fukaraya akçalar sadaka iderdi.
Ve oglı hasleti kim Bâyezîd Han’dur ve ol atası dedesi yapdugı imâretlerden bu dahı ziyâde yapdı ve bu da her cum’a oldugı şehre sadaka iderdi.
Ve oglı Sultân Muhammed Gâzi Han, ol dahı imâretler yapdı ve Mekke’ye ve Medine’ye meblağlar gönderürdi.
Ve ol dahı Sultân Murâd hasleti, ol dahı, imâretler yapdı ve her yıl üç bin biş yüz fulori Kuds-i Şerîf’e ve Halîlü'r-rahmân’a ve Medîne-i Resûl’e ve Ka’betullâh’a gönderürdi. Ve her yıl kendünün âdeti buyudı kim oldugı şehirde bin fulori seyyidlere kendü mübârek eliyle üleşdürürdi. Ve her şehirde kim olurdı atası dedesi akça üleşdürürdi, bu dahı ziyâdeler üleşdürürdi. Ve Engüri nevâhisinde Balık Hisarı dirler bir niçe köy vakf itdi Mekke’ye hayli meblağlar hâsıl olur.
İmdi bu âl-i Osmân’un hasleti eyüdür ve hem olıgelmişdür. (Âşık Paşazade 2003: 566)
Kaynakça
Ahmed Âşıkî (1947). Tevârîh-i Âl-i Osmân. (sadeleştiren Nihal Atsız). İstanbul.
Ali Bey (1332). Tevârîh-i Âl-i Osmân. İstanbul: Matbaa-i Amire.
Âşık Paşazâde. Tevârîh-i Âl-i Osmân. İstanbul Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi, Nu. 478 ve 1504.
Âşık Paşazâde. Tevârîh-i Âl-i Osmân. Süleymaniye Kütüphanesi Yazma Bağışlar, Nu. 4954.
Âşık Paşazade (2003). Osmanoğulları’nın Tarihi. (hzl. K. Yavuz ve M.A.Y. Saraç). İstanbul: Koç Kültür Sanat Tanıtım A.Ş.
Giese, Friedrich (1929). Âşık Paşazâde Târihi. Leipzig: Otto Harrasowitz.
Kilisli Rifat (1927). “Âşık Paşazâde Tarihi”. Türk Yurdu, 5 (28): 391-396.
Atıf Bilgileri
Benzer Eserler
| # | Madde | Yazar | Madde Yazarı | İşlem | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | CÂMASB-NÂME (ABDÎ) | Abdî, Mûsâ | Prof. Dr. Müjgân Çakır |
Görüntüle | ||
| 2 | TERCÜME-İ KASÎDE-İ BÜRDE (ABDURRAHÎM) | Abdurrahîm, Abdurrahîm Karahisârî, Şeyh Abdurrahîm Karahisârî, Abdurrahîmu’l-Karahisârî, Abdurrahîm Sultân, Abdurrahîm Mısırlı-zâde, Mısırlı-zâde, Mısrîoğlu, Mısrî Sultân | Doç. Dr. Bünyamin Ayçiçeği |
Görüntüle | ||
| 3 | RİSÂLE Fİ’L-MEBDE’İ VE’L-MA’ÂD (ABDURRAHÎM) | Abdurrahîm, Abdurrahîm Karahisârî, Şeyh Abdurrahîm Karahisârî, Abdurrahîmu’l-Karahisârî, Abdurrahîm Sultân, Abdurrahîm Mısırlı-zâde, Mısırlı-zâde, Mısrîoğlu, Mısrî Sultân | Öğretmen Ece Ceylan |
Görüntüle | ||
| 4 | NEKÂVETÜ’L-EDVÂR (HÂCE ABDÜLAZÎZ) | Abdülazîz, Abdülkâdir-zâde, Hâce Abdülazîz, Usta Abdülazîz | Doç. Dr. Recep Uslu |
Görüntüle | ||
| 5 | DÎVÂN (ADLÎ) | Adlî, Sultân Bâyezîd-i Velî bin Fâtih Sultân Mehmed | Prof. Dr. YAVUZ BAYRAM |
Görüntüle | ||
| 6 | DÎVÂN-I TÜRKÎ (ADNÎ) | Adnî, Mahmûd Paşa | Dr. Öğr. Üyesi Hulusi Eren |
Görüntüle | ||
| 7 | DÎVÂN-I FÂRİSÎ (ADNÎ) | Adnî, Mahmûd Paşa | Dr. Öğr. Üyesi Hulusi Eren |
Görüntüle | ||
| 8 | DÎVÂN (ÂFİTÂBÎ) | Âfitâbî | Prof. Dr. Yunus KAPLAN |
Görüntüle | ||
| 9 | DÎVÂN (ÂHÎ) | Âhî, Benli Hasan, Dilsiz Dânişmend | Doç. Dr. Osman Kufacı |
Görüntüle | ||
| 10 | HÜSREV Ü ŞÎRÎN (ÂHÎ) | Âhî, Benli Hasan, Dilsiz Dânişmend | Prof. Dr. Mehmet Fatih Köksal |
Görüntüle |