DÎVÂN (SEYYİD VEHBÎ)
şiirler
Seyyid Vehbî, Hüseyin (d. 1085?/1674? - ö. 1149/1736)

ISBN: 978-9944-237-87-1


Seyyid Vehbî'nin (d. 1085?/1674? - ö. 1149/1736) şiirlerini ihtiva eden en önemli eseri. Klasik divan tertibiyle kaleme alınan eser, şiir sayısı bakımından oldukça hacimlidir. Şiir sayısı nüshalara göre değişmekle birlikte, Dîvân'ın hazırlanan karşılaştırmalı metninde (Dikmen 1991) yaklaşık 740 adet şiir mevcuttur. Bu şiirlerden 103’ü kaside, 128’i tarih, 266’sı gazel, 105’i rübai, 9’u kıta, 20’si tahmis, 15’i mesnevi, 62’si matla, 25’i müfred, 2’si müseddes, 2’si terci-bend, 2’si terkib-bend, 4’ü şarkı nazım şekliyle yazılmıştır. Dîvân’ın en dikkat çeken şiirleri kasideler ve tarihlerdir.

Vehbî, kasidelerinde büyük ölçüde Nefî etkisinde kalmıştır. Seyyid Vehbî, kasidelerini en çok Nevşehirli Damad İbrahim Paşa’ya, daha sonra sırasıyla Sultan III. Ahmed, I. Mahmud, Kethuda Mehmet Ağa, Sadrazam Hekimzade/Hekimoğlu Ali Paşa, Sadrazam Şehit Ali Paşa, Şeyhülislam Paşmakçızade Seyyid Abdullah Efendi, Kaptan Mustafa Paşa, Reisülküttab Mehmed Efendi, Şeyhülislam İshak Efendi, Defterdar İzzet Ali Paşa gibi devrin önemli şahsiyetlerine sunmuştur (Dikmen 1991: 28). Kasidelerinden “Vekalet-name”si, Vehbî’nin şiir ve şair hakkındaki görüşleri bakımından oldukça değerlidir. Kasidede, Kelîm, İffetî, Yümnî, Âsım Seyyid ve Câzım gibi şairlerden bahseden Vehbî, reis-i şairanlığın getirdiği sorumlulukla bir tezkire yazarı gibi onların edebî şahsiyetleri ile ilgili aydınlatıcı bilgiler verir. Hatırı sayılır sayıda tarih manzumesi bulunan divan, 18. yüzyıl sosyal yaşantısı, Lale devrinin mühim hadiseleri, kıymetli şahıslarının vefat tarihleri gibi hususlarda zengin bilgiler içermesi bakımından önemlidir.

Dîvân'da, musammatlardan sonra Nef’î ve Nabî’nin birer kasidesine, Nabî, Nedim ve Cevrî’nin ikişer gazeline, Şeh-zâde Sultan Mehmed, Riyazî, İsmetî, Kadrî, Cem‘î, Fuzulî, Sırrî, Vâsık, Rüşdî, Necîb, Neylî ve Reşîd’in birer gazeline yazılan tahmisler bulunmaktadır. Ayrıca Fuzulî, Nabî, Riyazî, Râşid, Osman-zâde Tâib, Koca Ragıp Paşa, Vâkıf, Vâsık, Mahdumî, Birrî, Es’ad, Hatayî ve Sabit gibi şairlerin gazellerine yazılmış nazireler de vardır. (Dikmen 1991: 27-28).

Vehbî, Dîvân'daki gazellerde özellikle şekil bakımından Nâbî’yi örnek alarak gazelleri arasında kafiye değiştikçe birer dörtlük kullanmıştır. Şiirlerinde sık sık Nâbî’yi zikreden şair, Nâbî ekolünü kendine destur edinmiş, hatta kendini onun halefi olarak saymıştır (Dikmen 1991: 679). Vehbî, Nef’î ve Nâbi’nin yanında Nedim’den de büyük ölçüde etkilenmiş, onun şiirlerini beğendiğini ifade etmiştir. Ayrıca Lale Devri’nde resmî bir gelenek olarak başlatılan Osmanzâde Tâib’den devraldığı “reis-i şairanlık” unvanını da Nedîm’e devrettiğini ifade etmiştir (Dikmen 1991: K2/106-109).

Vehbî, şiirlerinde Arap ve Fars etkisini en aza indirgemeye çalışmış, Türkçe sözcüklere, halk ağzı ve deyimlerine ağırlık vermiştir. Bu bağlamda Farsça-Arapça sözcüklerle karışık kullandığı Türkçe deyimler ve birleşik fiiller de oldukça dikkat çekicidir. Vezin, redif ve kafiye seçimlerinde Türk geleneklerine bağlı kalmıştır. Vehbî, üslup ve hayal dünyası bakımından Nedîm ve Nâbî’den oldukça istifade etmiş; şiirlerini, bu üslup zenginliği ve kendine has Türkçesiyle harmanlamıştır. Dîvân’da 11 medhiye ve 13 lügaz, mesnevi şeklinde kafiyelenmiştir. Seyyid Vehbî genellikle Türkçe redifleri tercih etmiştir. Ayrıca kısa rediflerin yanında “hoş geldün”, “degmez imiş”, “neyler üstine”, “geh artar geh eksilür” gibi uzun redifleri de sıklıkla kullanmıştır. 

Dîvân’da toplamda 32 vezin kullanılmıştır. Söz konusu vezinlerden en fazla kullanılanı (121 kez) “Feʿilâtün feʿilâtün feʿilâtün feʿilün” veznidir. Vehbî, divanında gerek Türkçe redif ve kafiyelere gerek remel bahrine ağırlık vermesiyle Türk şiirinin gelenek ve göreneklerine bağlı kaldığını göstermiştir. Vehbî, yaşadığı dönemdeki Mahallîleşme akımına ayak uydurarak, şiirini bilinçli bir şekilde Türkçe deyim, tabirler ve halk ağzıyla zenginleştirmiş, döneminin sosyal yaşantısını, gezdiği gördüğü yerleri, insanları, samimi bir tavırla şiirlerine aksettirmiştir. Gözlemci yönü yüksek olan Vehbî’nin şiirleri mahallî motiflerle süslenmiş birer tablo niteliğindedir. Lale devrinde düzenlenen eğlencelerden, yeme-içme kültüründen, çocukların o dönemde oynadıkları oyuncaklara kadar her şey şiirinin konusu olmuştur. Bu nedenle Seyyid Vehbî Dîvânı, 18 yüzyıl Türkçesinin söz varlığını yansıtması bakımdan oldukça önemlidir. Seyyid Vehbî Dîvânı’nda 94.201 kelime, 23.857 kalıp ifade tespit edilmiştir. Bu kalıp ifadelerin çoğu (1400 adet) deyimlerden oluşmaktadır.  Bu deyimlerin çoğunluğu da Türkçe kelimelerle veya Türkçe ek-fiillerle kurulmuştur. (Söz varlığı hakkında bk. Taşdemir 2020: 1178).

Seyyid Vehbî, Nâbî ve Nedîm gibi ekol oluşturacak kadar üstat bir şair sayılmasa da döneminin “reis-i şuara”sı olarak başarılı bir şair olarak görülmüştür. O, zamanın “reis-i şairan”ı Osmanzade Tâ'ib tarafından kendisinin vekili seçilmiş, şiirleri çoğu tezkire yazarı tarafından övülmüş, vaktiyle Padişah III. Ahmed’in ve Sadrazam İbrahim Paşa’nın sohbetlerine hem-dem olmuş âlim bir şairdir (Taşdemir 2020: 202). Vehbî’nin Dîvânı’nın birçok yazma nüshasının bulunması, döneminde sevilerek okunduğunu göstermektedir. Dikmen’in tespit ettiği 31 nüshaya ek olarak İpek Taşdemir, doktora çalışmasında buna 21 yeni nüsha ilave etmiştir. Son tespit edilen bilgilere göre divanın 33’ü yurt içinde, 19’u ise yurt dışında 52 nüshası bulunmaktadır (Taşdemir 2020: 163-167). Hamit Dikmen tarafından karşılaştırmalı metni hazırlanan (1991) Dîvân üzerinde,  sosyal hayat (Düzlü 2018) ve  bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük konulu (Taşdemir 2020) doktora tezleri de hazırlanmış ve hakkında çeşitli makaleler (bk. Kaynakça) kaleme alınmıştır. 

Şairin biyografisi için bk. "Seyyin Vehbî, Hüseyin". Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü. http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/seyyid-vehbi-huseyin

Eserden Örnekler


Vekâlet-nâme’den

Biraz oglan uşak bâzî-i tıflân eylemiş nazmı

İdüp çûbin semend-i hâme ile arz-ı cevlânî


Tutar Tıflî’ye râcih kendüsin zu’m ile olmışken

Henüz üstâd önine diz çöker bir mekteb oglanı


Kimi Râsih geçer fenn-i sühanda lîk ahresdür

Sözi anlamaz aklı olur olursa zebân-dânı


Kimi yügrük geçer rahş-ı hayâlin itmeden tathîr

Sanur zu’miyle aldı nükte-pîrâyîde meydânı


Sühanda nâzım-ı Timûr-nâme Hâtifî gûyâ

Fıkıhda Fâzıl-ı Haddâdî zann eyler gören anı


Suver-bâz-ı hayâl olsun sezâdur sûr-ı ma’nâya

Hüseynî perdesinden itmesün ammâ bed elhânı


Kimisi kendüsün Firdevsî-i Tûsî kıyâs eyler

Virür zu’m ile haltıyyâtına Şeh-nâme unvânı


İder gâhice da’vâ-yı sühan gâh eyler istinkâf

Çerâ kârî küned âkil ki bâz-âyed peşîmânî


Eger vâlî-i iklim-i sühan kimdür bilinseydi

Velî başı iderdüm Adlî vü Vaslî-i sekbânı


Yâ Mahtûmî niçün ağzına urmaz mühr-i hâmûşî

Benüm yanumda itmez tayy-i tûmâr-ı sühan-dânî


Silahşör-i fezâ-yı ma’rifet add eyleyüp kendin

Ṣanur ṭab’ın sıtabl-ı hâss ‘irfânın küheylânî


Benüm te’sîr-i mihmiz-i yerâ’am ki şevkından

İder haylü’l-berîd-i tab’ı hâlâ germ-cevlânî


Benüm tamgâ-yı temyizümle hâlî cins-i eş’ârı

Benüm takriz ü tahsînümle âlî kadr-i dîvânı


Güzel itdün efendüm eyledü hatt-ı şerîfünle

Re’is-i şâ’irânTâ’ib kulun gibi sühan-dânı


Vekîl itdi o da bu bendeni öz ihtiyâriyle

Vezîr-i a’zâmun da sâdır oldı emr ü fermânı


Müvellâ eyledüm ben de Nedîm-i nükte-perdâzı

Eger bogmazsa mevc-i ıstılâha sakk-ı irfânı


O da defter idüp erbab-ı isti’dâdı bi’l-cümle

Bakup âsârına bilsün ayâr-ı şi’r-gûyânı  (Dikmen 1991: 38-39).


Gazel

Tâ tıfl iken ne analar aglatdı ol perî

Zannum budur cefâ ile togurdı mâderi


Gördügi sâ’at ‘akreb-i zülf-i siyâhunı

Rakkâs gibi oynadı halkun yürekleri


Tasvîr idenler âteş-i âh-ı marîz-i aşk

Memlû da olsa bâl-i semenderle pisteri


Zâhid mey içdi sanma görüp kan bulaşdugum

Sâkî-i meyle eyledüm akd-i birâderî


Geh gavta-hâr-ı gam geh olur pây-ı kûb-ı ye’s

Deryâ-yı ârzûda idenler şinâverî


Vehbî nazımda Nâbî’ye hayrü’l-halef benem

İrs ile girdi zabtuma mülk-i sühanveri (Dikmen 1991: 486-488).


Gazel

Ol berbere uşşâk tırâş olmaga üşdi

Gör kayd-ı serün sen de gönül iş bana düşdi


Deryûze idüp ol kuzumun na’t-ı vaslın

Tuyunca yidüm cerbini ammâ ne sögüşdi


Cem’ oldı matâf-ı der-i dil-berde dil ü cân

Hâcî hâcîye Ka’be’de gûyâ ki bulışdı


Çok sencileyin âfet-i şîrîn-dehânun

Kand-i leb ü şehd-i ruhına mûrlar üşdi


Kurtaramadı dâmenini dest-i kazâdan

Dil mahkeme-i aşkda haylüce sürişdi


Mir’âta bakup kaldı görüp aksini hayrân

Gûyâ iki hasret biri biriyle görişdi


Bilmem ne şaka eyledi Vehbî bu gazelde

Yârân okıyup Sâbit’i yâd itdi gülişdi (Dikmen 1991: 677-678).

Kaynakça


Dikmen, Hamit (1991). Seyyid Vehbî ve Divanının Karşılaştırmalı Metni. Doktora Tezi. Ankara: Ankara Üniversitesi.

Dikmen, Hamit (2003). “Seyyid Vehbî Divanı’nın Şekil ve İfade Özellikleri Yönünden Analizi”. Ç. Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi (3):1 103-126.

Dikmen, Hamit (2004). “Seyyid Vehbî’nin Hayatı, Eserleri ve Sanatçı Kişiliği”.  Ç. Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, (4):1 165-191.

Düzlü, Özlem (2018). Seyyid Vehbî Divanı’na Göre 18. Asırda Osmanlılarda Sosyal Hayat. Doktora Tezi. Sakarya: Sakarya Üniversitesi.

Sevimli, E. (2021), “Nedîm Takipçiliğinde Önemli Bir Eşik: Seyyid Vehbî’de Şuhâne Tarz”.  Littera Turca, Littera Turca Journal of Turkish Language and Literature, 7/4, 1495-1523.

Taşdemir, İpek (2020). Seyyid Vehbî Divanı’nın Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlüğü. Doktora Tezi. Eskişehir: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi.

Toprak, Zafer (2017). “Seyyid Vehbî’nin Şiir Anlayışı”. TÜRÜK Uluslararası Dil, Edebiyat ve Halkbilimi Araştırmaları Dergisi, 5:9 200-227.

Atıf Bilgileri


taşdemir, ipek. "DÎVÂN (SEYYİD VEHBÎ)". Türk Edebiyatı Eserler Sözlüğü, http://tees.yesevi.edu.tr/madde-detay/divan-seyyid-vehbi. [Erişim Tarihi: 03 Nisan 2026].


Benzer Eserler

# Madde Yazar Madde Yazarı İşlem
1 SÛR-NÂME (SEYYİD VEHBÎ) Seyyid Vehbî, Hüseyin Doç. Dr. Necmiye Özbek Arslan
Görüntüle
2 HADÎS-İ ERBA‘ÎN TERCÜMESİ (SEYYİD VEHBÎ) Seyyid Vehbî, Hüseyin Dr. Özlem DÜZLÜ
Görüntüle
3 SULHİYYE (SEYYİD VEHBÎ) Seyyid Vehbî, Hüseyin Dr. Özlem DÜZLÜ
Görüntüle
4 LEYLÂ VÜ MECNÛN (SEYYİD VEHBÎ) Seyyid Vehbî, Hüseyin Dr. Özlem DÜZLÜ
Görüntüle
5 MANZÛME-İ DURÛB-I EMSÂL (HIFZÎ) Hıfzî Dr. Öğr. Üyesi BAHANUR ÖZKAN BAHAR
Görüntüle
6 NA'T MECMÛ'ASI (HÜSEYİN AYVANSARÂYÎ) (Rıfat Kütük Şahsi Kütüphanesi) Ayvansarâyî, Hâfız Hüseyin Diğer Aybala Sena KÜTÜK
Görüntüle
7 DÎVÂN (KESBÎ /KİSBÎ) Kesbî/Kisbî, Kesbî Mehmed Efendi ismail Aksoyak
Görüntüle
8 TERCÜME-İ DURÛB-I EMSÂL-İ ARABİYYE (KUDSÎ, ABDULLÂH EFENDİ) Kudsî, Abdullah Efendi Prof. Dr. Sadık Yazar
Görüntüle
9 TERCÜME-İ LUTFU'T-TEDBÎR fî SİYÂSÂTİ'L-MÜLÛK (KUDSÎ, ABDULLÂH EFENDİ) Kudsî, Abdullâh Efendi Prof. Dr. Sadık Yazar
Görüntüle
10 TERCÜME-İ EL-BERKU’L-YEMÂNÎ FÎ FETHİ’L-OSMÂNÎ (KUDSÎ, ABDULLÂH EFENDİ) Kudsî, Abdullâh Efendi Prof. Dr. Sadık Yazar
Görüntüle
11 DÎVÂN (TEKİRDAĞLI AHMED LÜTFÎ) Lütfî, Ahmed Lütfî Efendi Diğer Ahmet Serdar Erkan
Görüntüle
12 MÜSTEVCEBÜ’L-HALÂS FÎ TEFSÎR-İ SÛRETİ’L-İHLÂS (TÂHİR, MEKKÎ-ZÂDE MEHMED) Tâhir, Mekkî-zâde Mehmed Tâhir Efendi (?/? – ö. 1128/1716) Dr. Öğr. Üyesi Oğuzhan UZUN
Görüntüle
13 AHSENÜ'L-HABER MİN KELÂMİ SEYYİDİ'L-BEŞER (VÂSIF, ŞA'BÂN-ZÂDE ABDULLÂH VÂSIF ÇELEBİ) Vâsıf, Şa'bân-zâde Abdullâh Vâsıf Çelebi Diğer Nükran ERBAŞ
Dr. Öğr. Üyesi Muhammed İkbâl Güler
Görüntüle
14 DÎVÂNÇE (ABDÎ / VASSÂF) Abdî (Vassâf), Abdullâh Efendi Prof. Dr. İbrahim Halil Tuğluk
Görüntüle